Almanya-Avusturya-İsviçre Rotası Bölüm-3-Münih

Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba!

Kişisel sebeplerden ötürü bir süre ara vermek zorunda kaldım, umarım bekleyenler için hayal kırıklığı olmamıştır..

Kaldığım yerden devam ediyorum. En son rotamızı ve gezimizi nasıl planladığımızı anlatmıştım. Sıra gerçekte nereleri, nasıl gezdiğimizi anlatmakta!

Münih Havaalanı
Münih Havaalanı

24 Ekim günü saat 09:30’da Münih’e indik ve işlemlerimizi saat 10:30 gibi tamamladıktan sonra dışarıya adımımızı attık. Münih havaalanının çıkışı – metroya gidebileceğimiz tarafı – kaşağıdaki gibi gözüküyor, küçük bir meydan ve etrafında çeşitli dükkanlar..

Buradan metroyla Pfeuferstraße’deki kiralık evimize doğru gidiyoruz. Eve girişimiz öğlen 12’yi buluyor ve ev sahibi ile karşılaşacağımızı düşünürken erkek arkadaşı bizi karşılıyor (kimsenin olmamasından iyidir diye düşünüyoruz!!). Ev sahibimiz bize gelmeden bir saat kadar önce haber vermemizi istemişti, biz de metroya binerken telefonuna mesaj atıp nerede olduğumuzu bildirmiştik, özür dileyerek kendisinin müsait olmadığını ama erkek arkadaşının bize yardımcı olacağını söyledi. Erkek arkadaşının ismini hatırlayamadığım için kendisine bundan sonra “Hans” demeye karar verdim :) Hans gerçekten çok yardımcı oldu, önce bize evi tanıttı, odaları gösterdi ve evde bulunan her şeyden yararlanabileceğimizi söyledi. Buna kitaplar, şampuan, diş macunu, dolaptaki yiyecekleri tencere-tava, fırın, mikrodalga, yani bir evde bulunan her şey dahildi. Bu gerçekten çok hoşumuza gitti. Ev, IKEA evleri gibiydi, bunu Hans’a sorunca kendisi de evin eşyalarının IKEA’dan alındığını söyledi. Ev sahibimiz Klaudia yatakların üzerinde küçük “hoşgeldiniz” kurabiyeleri bırakmıştı, bu da gayet sıcak bir karşılamaydı. Fikir vermesi için evin resimlerini ekledim.

Airbnb'den kiraladığımız evin mutfağı
Airbnb’den kiraladığımız evin mutfağı
Airbnb'den kiraladığımız evin odası
Airbnb’den kiraladığımız evin odası

Hans’a Münih’te geçireceğimiz bir gün içinde BMW ve Deutches Museum dışında gidilecek yerleri ve bira içilebilecek iyi bir yeri sorduğumuzda, bize Marienplatz’daki Hofbrauhaus’a gitmemizi ve ondan önce Viktualienmarkt’ta dolaşabileceğimizi söyledi. Bu sırada saat 1’e yaklaştığı için onun tavsiye ettiği yerlerdeki dükkanların kaça kadar açık olduğunu sorduk, çünkü biliyoruz ki Avrupa’da çoğu yer saat 5-6 gibi kapanıyor. O da zaten bunu bir kere doğrulamış oldu, restoranlar hariç çoğu yerin kapalı olacağını söyledi. Biz de oralara dışarıdan bakmaya karar verdik çünkü önceliğimiz BMW Museum ve Deutches Museum’du.

BMW Welt
BMW Welt
BMW Welt-1
BMW Welt-1
BMW Welt-2
BMW Welt-2

Öncelikle bir BMW tutkunu olarak oyumuzu BMW müzesinden yana kullandık (müzenin dış görünüşünden bir örnek aşağıdaki gibi) ancak o kadar çok ilgilenecek şey vardı ki (gitmek ve görmek isteyenler için detay vermeyeceğim-sadece çok güzeldi demekle yetineceğim :)), – demiştim ancak arkadaşlarımdan gelen öneriler üzerine size biraz müzeden bahsetmek istiyorum. Öncelikle BMW Welt adlı bölüme girdik. Saat 10:00 ile 18:00 arası geçerli olacak bi bilet satın alabiliyorsunuz. Bununla BMW Museum and BMW Welt’i gezebiliyorsunuz. BMW Welt’te son model BMW arabalarından, Mini’lere ve Rolls Royce’lara kadar uzanan geniş bir yelpazede bir araba  sergisi bekliyor sizi. İki katlı bir yer ve alt katında arabalar ön plandayken asma kat olan üst katında motorsiklet tutkunlarının hoşuna gidecek modeller bulunmakta. Benim en çok ilgimi çeken kısım ise istediğiniz model BMW’yi saatlik olarak belli bir ücret karşılığında kiralayabilmenizdi. Aklımda kalan BMW X6’nın yarım veya bir saatinin 50 € civarında olmasıydı. Yalnız bu sorumluluğu almamaya karar verdik çünkü daha gezimizin ilk günüydü!! BMW Welt’in içerisi hakkında fikir vermek adına 4 fotoğraf ekliyorum.Buradan yaklaşık 1 saat sonra çıktık ve yolun karşısındaki BMW Museum’a geldik.

BMW Museum-1
BMW Museum-1
BMW Museum-2
BMW Museum-2
BMW Museum-3
BMW Museum-3 Gina

Burası gerçek bir araba müzesi ve zamanında 1. Dünya Savaşı  sonrası uçak motoru üreten Bayerische Motoren Werke, önce motorsiklet, daha sonra ise araba motoru yapmaya başlamış. Müzede bu gelişimi çok rahat bir şekilde gözlemleyebiliyorsunuz.  Çok eski arabalardan günümüz arabalarına, modanın ve teknolojinin gelişimine tanık olabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra teknolojinin de nereden gelip nereye gittiği, hatta biz şimdi bilmesek de aslında nasıl makinalar (araba diyemiyorum) yapılabileceği sergilenmekte müzede. BMW arabalarından Gina’yı her zaman görmek istemiştim ve müzenin sonunda, çıkışında bizi uğurlayan Gina oldu. Bu kadar güzel bir araba hala üretilmedi diye düşünüyorum (tabii bana göre :))

Çıktığımızda saat 4’e geliyordu ve müzenin hediyelik eşya dükkanında çalışan bir Türk vatandaşımız tarafından Deutches Museum’un saat 4’te veya 5’te kapanabileceği uyarısı geldi, biz de kontrol ettiğimizde oraya bu saatlerde yetişemeyeceğimizi anladık ve Englischer Garten’a gitmeye karar verdik. Buraya nispeten yakın ve açık hava olduğu için görülmeye değer dedik ve metro ile Münchner Freiheit istasyonuna gittik. Buradan kısa bir yol aldıktan sonra sonbaharın renkleriyle mükemmeleştirdiği küçük bir gölete, Englischer Garten’a vardık. Nasıl bir yer olduğunu hissettirmek amacıyla iki fotoğraf ekliyorum:

Englischer Garten
Englischer Garten
Englischer Garten
Englischer Garten

Englischer Garten’da çektiğimiz sanatsal fotoğraf faslı bittikten sonra sıra Hans’ın tavsiyelerine geldi. Önce yine metroyla Marienplatz’a gittik. Metrodan çıkışta – her ne kadar tadilat altında olsa da – kafamızı kaldırdığımızda bir de baktık ki muhteşem mimarideki München Glockenspiel karşımızda! Glockenspiel 1900’lerin başında “town hall” yani bir çeşit halkın ve yönetimin birarada bulunduğu merkez bina amacıyla yapılmış. Üzerinde gerçek boyutlu renkli heykeller de bulunuyor ve Münih’e özgü hikayeler anlatıyorlar. İçine girmeden dışarıdan bakmakla yetindik ama karşımıza çıkan yapı şu şekildeydi:

München Glockenspiel
München Glockenspiel

Hans’ın Marienplatz’ın hemen ilerisinde mutlaka görmemizi tavsiye ettiği Viktualienmarkt’ı soru cevap yöntemi ve kalabalığı/gürültüyü takip ederek buluyoruz. Buraya vardığımızda saat 8’e yaklaştığı için Viktualienmarkt’taki çoğu yer kapanmıştı ve bu yüzden fotoğraf çekme fırsatımız olmadı. Yalnız zamanımız olsa gidilmesi, görülmesi şart olan yerlerdendi diyebilirim. Çok az yeri açık bulmamıza rağmen bu kadar canlı rengi birarada görmek, taze ve güzel gözüken meyve-sebzeleri, peynir ve et çeşitlerini “izlemek” gerçekten zevk vericiydi. Ancak oradan çıkıp Hofbrauhaus’ta yemek yiyeceğimiz için maalesef sadece bakmakla yetindik.. Nasıl bir yer olduğunu göstermek için bizzat çektiğim değil ancak internetten bulduğum bir resmi ekliyorum (alıntı: pigemedpep.blogspot.com):

Viktualienmarkt
Viktualienmarkt

Sıra bundan sonra gideceğimiz Hofbrauhaus’a geldi. İlk girişte çok büyük bir yer olması göze çarpıyor, ama tavan yüksek olduğu için ferah. Nereye oturacağımıza zar zor karar veriyoruz – e tabi neresinin daha iyi olduğnu bilemiyoruz ama sonra çekeceğimiz bir fotoğraf açısından en güzel yeri seçmişiz diyebilirim. Hofbrauhaus klasik bir Bavyera barı/tavernası ve geleneksel/folklorik müzik canlı olarak çalınıyor. Orkestra orta yaşlı müzisyenlerden oluşuyor ve geleneksek kıyafetleriyle (erkekler etekli olarak – ki İskoçya dışında böyle bir geleneğin olduğunu da öğreniyoruz) Bavyera müzikleri çalıyorlar. Garsonların yanı sıra ortada dolaşan klasik “Bavyera kızları” var, ve boyunlarına astıkları sepetlerde bizim kaldığımız evdeki kurabiyelerden satıyorlar. Burası muhtemelen daha çok turistlerin geldiği ancak müdavimlerinin de olduğu belli olan büyükçe bir mekan. Müdavimlerinin olduğunu anladık çünkü herkesin kilit altında tuttuğu ve gelince sadece kendisinin çıkartabileceği bira bardaklıkları var. İşte bizim oturduğumuz yer de tam bu kilitlerin önünde! Burası ile ilgili fotoğrafları da ilgili başlıklarıyla birlikte sıralıyorum:

Bavyera'lı barmaid
Bavyera’lı barmaid
Bavyera'lı çalgıcılar
Bavyera’lı çalgıcılar
Hofbrauhaus birası
Hofbrauhaus birası
Kilitli bira bardakları
Kilitli bira bardakları

Güzel bir Münih günü ve akşamından sonra artık evimize gidiyoruz. Belirtmeden geçemeyeceğim, 24 Ekim’de inanılmaz keskin bir soğuk vardı ve ayaz içimize işliyordu, bu yıla özel bir şey mi bilinmez ama gideceklerin aklında bulunmasında fayda var.

Bir günü devirdik, ertesi gün Münih merkez istasyonundan arabamızı kiralayıp Salzburg’a doğru yola koyulacağız. Bir sonraki yazımda anlatmaya devam edeceğim..

Almanya-Avusturya-İsviçre Rotası Bölüm-4-Salzburg

2 thoughts on “Almanya-Avusturya-İsviçre Rotası Bölüm-3-Münih

  1. keyifle okudum : “Erkek arkadaşının ismini hatırlayamadığım için kendisine bundan sonra “Hans” demeye karar verdim” :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s